Google Translate

  • Türkçe
  • English
  • العربية
  • Pусский

Gebelik ve Yaş İlişkisi

Gebelik ve Yaş İlişkisi

Hamileliği 35 Yaşından Sonraya Ertelemeyin

İlerleyen yaş kadının doğurganlığını olumsuz etkiliyor. 35 yaşından sonra gebelik kapasitesi ciddi biçimde azalıyor, düşük ve problemli gebelik oluşma riski artıyor. Uzmanlara göre, gebelik için en ideal yaş 20-30 arasıdır.

İleri Yaş Hamileliğe Engel Mi?

Bir şiir için “35 yaş yolun yarısı“ güzel bir söylem; kadının üreme hayatına uyarlandığında ne yazık ki yolun sonu. Erkekler daha şanslı. Çünkü spermler her gün yeniden yapılanıyor.

Yaş İlerledikçe Gebelik Şansı Neden Azalıyor?

Yumurta hücreleri cenin ana karnında gelişmeye başlarken üretiliyor. Anne karnında 6-7 milyon kadar olan yumurta hücrelerinin sayısı doğumla birlikte 1 milyon altına düşüyor. Ergenlik dönemine gelince yumurta sayısı giderek azalıyor. Her 500 tane yumurta belirleniyor, adet kanaması günlerinde bunlardan 10-15 kadarı yumurtlama için gelişmeye başlıyor. İçlerinden bir tanesi diğerlerini bastırıp yumurtlamayla karın boşluğuna düşüyor. Eğer bu günlerde cinsel ilişki olursa yumurta spermle birleşerek döllenme oluşuyor ve gebelik başlıyor. Gebelik oluşmasa yumurta keseciğinde üretilen hormonlar hızla azalır, gebeliğe hazırlanmış rahim içi bozularak adet kanaması başlar. Bu döngü ergenlikten adet kesimine (menopoza) kadar devam eder. Doğurganlık çağında yaklaşık 400 kadar yumurta gebelik oluşturmak için gelişir, gerisi büzüşmeye uğrar.

Yumurtalık Rezervi Nedir?

Kadından çıkabilecek yumurta sayısına yumurtalık rezervi (yumurta havuzu) diyoruz. Çocuk sahibi olmak isteyen bir kadının gebelik beklentisi, bu rezervle yakından ilişkili. Yaşlanma yada başka nedenlerle rezerv azaldıkça, beklentide azalır.

Yumurtalık Rezervi Saptanabilir Mi ?

Günümüzde eskiden kullanılan bir çok test (klomifen strat testi gibi) artık uygulanmıyor. Yumurta kesecik sayısıyla doğrudan bağlantılı olan konular araştırılıyor. Yumurtalıkta bulunan yumurta sayısı bazı testlerle tahmin edilebilir. Ancak ortaya çıkan sonucun telafisi, tedavisi olanaksızdır. Sadece kişinin durumunu saptamaya yöneliktir. ‘İnhibin B’ ve ‘Antimüllerian hormon‘ (AMH), yumurta keseciğinin içini döşeyen hücrelerde yapılır. Ne kadar çok yumurta keseciği varsa bu hormonlarda kanda o kadar yüksek bulunur. AMH,yumurtlamaya hazırlanan keseciklerde fazla üretilir. Bu üretimin yüksekliği gebe kalabilen yumurtalarda yüksek, gebelikle sonlanmayan olgularda düşüktür. Yani AMH düzeyi, o keseciğin içindeki yumurtanın gebelik oluşturma olasılığını da gösterir. Ancak bu testlerin kullanımı günümüzde yaygınlaşmamıştır. Merak gidermeye yöneliktir. FSH ‘nın yüksekliği yumurtalık yaşı ve rezervi ile doğrudan ilişkilidir. Basit, ucuz ve kıymetli bir testtir.

Ultrasonda Yumurtalık Rezervi İle İlgili Bilgi Verir Mi?

Evet, ultrason bizim için çok değerli bir araştırmadır. Çünkü yumurtalıkların durumunu gözümüzle görürüz. Yumurtalıkta sayılan küçük yumurta kesecikleri 5 ‘in altındaysa rezerv düşüktür. Hiç bulunmaması, yumurtlama olasılığının çok az olduğunu ve yakın bir gelecekte biteceğini gösterir. Örneğin menopozda yumurtalıkta neredeyse hiç kesecik gözükmez. Sadece ultrasonla muayene, deneyimli bir hekime yeterli bilgiyi verir. Rezerv saptanmasında günümüzdeki en kıymetli yöntem, ultrason muayenesi ve FSH hormonunun bakılmasıdır.

Sağlıklı Bir Çiftin Gebelik Şansı Nedir ?

Yeni evlenmiş, sağlıklı bir çiftin bir denemede gebelik beklentisi yüzde 20-25 kadardır. Bu oran 40 yaşında yüzde 5’e düşer. Bu şekilde 1 yılın sonunda çiftlerin yüzde 85 kadarı çocuk sahibi olur. Kalan yüzde 15’in bir hekime başvurması uygundur. 25 yaşın altında kısırlık oranı yüzde 11, 35 yaşın üstünde yüzde 40 kadardır. Yurt dışında yapılan çalışmalar, aşılama sonucu 30 yaş altındaki kadınlarda gebelik oranının yüzde 75 kadar bulunduğunu gösteriyor. 35 yaş üstünde bu oran yüzde 55’e düşüyor. 30 yaşından sonra bir kadının sahip olduğu gebelik beklentisi her yıl yüzde 3,5 azalıyor. 40 yaşından sonra yüzde 5 kadar olan gebelik beklentisi,her yıl yüzde 50 azalarak 2-3 yıl içinde sıfıra iniyor.

İdeal Doğurganlık Çağı Nedir?

Kadın için 20’li yaşlardır. 30 yaşından sonra havsala eklemlerinde, bunların bağlarında ve yıpranma söz konusu olan bütün organlarda kireçlenme başlar. Hamilelik ve doğum eylemi kadın için zorlaşır ve sorun çıkma oranları artar. Anne karnından beri bekleyen yumurtalar giderek eskir. Yaşlanmaya yumurtalarda kromozom kırılmaları (anormallik) artar. Genel olarak spermlerin yüzde 10’u, yumurtaların da üçte biri anormaldir. Bunların önceden saptanması çok zordur. Bunların üzerine bir de yaşlanmanın getirdiği genetik bozukluklar eklenince yaşlı yumurtalarda gebeliğin zor oluşacağı açıktır. Bu arada yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan ur (miyom), hormon bozukluğu, rahim ve yumurtalık yollarına ait enfeksiyon, geçirilmiş karın ameliyatları, ilerleyici bir hastalık olan endometriozis, çevre zehirlenmeleri, ahır metaller, radyasyon, hava kirliliği, kanser gibi etkenler gebelik olasılığını azaltır. Sözün özü kadınlarımız 20’li yaşlarda doğurganlık sorunlarını çözmelidirler. Özellikle mesleğinde ilerlemek isteyen hanımlar, şarkıda ki gibi hem kariyer hem çocuk yapmayı düşünmelidirler.

Çocuk Sahibi Olmayı Düşünen Kadınlara Ne Önerirsiniz ?

Mutlaka konunun uzmanı olan bir hekime başvursunlar. Yapılan bir muayene ile gebeliği kötü etkileyebilecek rahatsızlıklar saptanmalı. Diğer taraftan yumurtalık rezervi hakkında fikir sahibi olunmalı. Bunun sonucunda o hanımın gebelik beklentisi için bir öngörüde bulunmak mümkün olacaktır.